COVİD-19 ve Biyolojik Sİlahlar Sözleşmesi (BSS)

Yazan: Ufuk Güneş

COVİD-19 salgını BSS kapsamnında ele alınmalımıdır, alınırsa konuya nasıl yaklaşılmalıdır?

Hatırlanacağı üzere, COVİD-19 küresel salgını başladığından bu yana, “biyolojik savaş”a işaret eden ve bu salgının bilerek gerçekleştirildiğini öne süren bir takım komplo teorileri ve hatta suçlamalar olmuştur.  İnternette bir gezinti yapıldığında bu yönde bazı makalelere rastlamak mümkündür.

Biyolojik savaş olsun ya da olmasın, salgının neredeyse kitlesel imhaya denk gelebilecek miktarda ölümle sonuçlandığı ve insanlar ve hayvanlar da dahil tüm dünyayı etkilediği açıktır.

Araştırmalarımda, bu virüsün laboratuvar yapımı olduğuna ve genlerinin insanlar tarafından suni olarak değiştirildiğine dair güçlü teorilere rastlamadım. Bu bakımdan- en azından benim bilgilerime göre- virüsün insanlarca bilerek yayıldığına dair henüz delil bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, halihazırda beklenmeyen miktarda ölüme yol açan ve öngörülememiş olan, büyük bir biyolojik tehlikeyle yüz yüzeyiz. Görünen o ki, virüs iyileşen hastalarda dahi kalıcı veya geçici bir takım yan etkiler de bırakabilmektedir.   

Cenevre’de görevli olduğum dönemlerde Biyolojik Silahlar Sözleşmesi (BWC) Taraf Devletler Toplantılarında ve 8. Gözden Geçirme Konferansında, daha ziyade tüm Afrika Kıtasını etkileyen Ebola hastalığı hakkında yapılan müdahaleler halen hatırımdadır. Ebola konusunun, Sözleşme çerçevesinde ele alınmasının yerinde ve yararlı olduğuna inanıyorum.

Diğer taraftan, salgının, Sözleşme’nin bazı maddelerinin bir şekilde ihlal edilmesi neticesinde ortaya çıkıp çıkmadığının henüz bilinmemesine karşın, tüm dünyanın oldukça ciddi bir tehlikeye maruz kaldığı açıktır. Bu nedenle, Sözleşme’nin 6. Maddesinde yer alan soruşturma mekanizmasına bu aşamada ihtiyaç olup olmadığının ve mekanizmanın işletilip işletilmemesi gerektiğinin tartışılmasının mümkün olduğunu düşünüyorum. Bu noktada, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yürüttüğü soruşturmayı da akılda tutmak gerekir. Öte yandan bu husus aklıma, BSS ile WHO ve olası diğer kuruluşlar arasında olabilecek iş birliği ve eşgüdüm sorusunu da getirmektedir.      

En yakın örneğinin “1918-19 grip salgını” olduğuna inandığım bu talihsiz gelişme, kanımca Sözleşme’nin bir “doğrulama mekanizması”na acilen ihtiyaç duyduğuna da işaret etmektedir.

Netice olarak, bu küresel salgın Biyolojik Silahlar Sözleşmesi çalışmalarıyla ilişkilidir. Bu nedenle, konuya Sözleşme formatında lazım gelen önemin verilmesi gerektiğine ve Sözleşme bağlamında neler yapılıp yapılamayacağının dikkatli şekilde incelenerek üzerinde bir karar verilmesi gerektiğine inanıyorum.